SLUMPFLASYON ( bir ekonomide yüksek enflasyon yaşanırken ekonominin daralması durumu )

SLUMPFLASYON ( bir ekonomide yüksek enflasyon yaşanırken ekonominin daralması durumu )
Bir ekonomide Gayri Safi Yurtiçi Hasıla GSYH (bir ülke sınırları içerisinde belli bir zaman içinde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değerini ifade eder.)
reel olarak küçülürken enflasyon da ortaya çıkıyorsa o ekonomi slumpflasyon ile karşı karşıyadır.Bu açıdan bakıldığında stagflasyonla sık sık karıştırıldığı anlaşılabilir. stagflasyon ise ekonomide reel büyüme sıfır, ya da sıfıra yakın iken enflasyon yaşanması halidir. kısaca; slumpflasyon evlerden ırak olması gereken bir ekonomik durumdur.resesyonun yanında enflasyonun da mevcut olması demektir.

TUİK’in, Türkiye Ekonomisinin yüzde 3 oranında küçüldüğünü açıklamasının ardından ekonomideki bu yeni durum üzerine yürütülen tartışmalar arttı.

Benim Kişisel Görüşüm ise, 2018 yılının son çeyreğinde Türkiye ekonomisinin küçülen ekonomiyle beraber yükselen enflasyon şeklinde tanımlanan slumpflasyona girmiştir.Bana Göre Ekonomideki bu küçülme sürpriz olmadı.Nedeni ise,Türkiye’nin küçülen ekonomiyle beraber yükselen enflasyon şeklinde tanımlanan slumpflasyon. Slumpflasyon ise ; (enflasyon içinde küçülme) bir ülkede yüksek enflasyon olgusuyla birlikte ekonomik küçülme de yaşanması halini anlatan bir kriz durumudur

Türkiye Ekonomisi 2018’in son çeyreğinde daraldı! Ekonomi küçülürken yıllık enflasyon yüksek seyretmeye yani hayat pahalanmaya devam ediyor işte Ben de bu duruma ‘slumpflasyon’ diyorum.

Türkiye ekonomisi 2018 yılının son çeyreğinde yüzde 3 daralırken, 2018 yılında yüzde 2.6 büyüdü. Kişi başı milli gelir ise 9 bin 632 dolara geriledi. Bir ekonomide yüksek enflasyon yaşanırken ekonominin daralması durumuna slumpflasyon deniyor.

Açıklanan son veriler Türkiye ekonomisinde slumpflasyon yaşandığını gösteriyor.Bu da yaygın bir tanıma göre resesyon yani durgunluk anlamına geliyor. Resesyona yol açan büyüme değerleri sıfırın epeyce altında olduğu için ve eş zamanlı olarak enflasyon da mevcut olduğundan geride bırakmış olduğumuz dönemin slumpflasyon olarak yorumlanması doğru görünüyor. Ancak kur şokunun geride kalması ve vatandaşın alım gücünün, yani özel talebin düşmesiyle beraber önümüzdeki aylarda enflasyonda daha ılımlı bir tablo ortaya çıkacaktır.

2018’in son çeyreği ile ilgili büyüme rakamlarının yüksek enflasyonla beraber daralan ekonomide, geride bıraktığımız dönemin tahribatını gösterdi.Bu durumun slumpflasyon ya da stagflasyon gibi terimlerden hangisine daha çok uyduğu tartışmaları çok önemli değil. Verilen teşviklere, zorla yüzdürülen şirketlere rağmen daralan ve istihdam yaratamayan bir üretim ile polisiye tedbirlerle düşürülmeye çalışılan yüksek bir enflasyonumuz var.

Bu olumsuz durumun başlıca iki sebebi olduğunu söylemek isterim. İlki, ithalata bağlı üretim yapısı. Türkiye’de döviz kurundaki değersizleşme arz şoku etkisi yaratıp üretim ve fiyat dinamiklerini olumsuz etkiliyor. Uzun yıllardır böyle. O yüzden Türkiye’de ekonomi politikası uzun zamandır döviz kurunu yönetme üzerine kurulmuş durumda. ABD tarım dışı istihdam rakamlarıyla sevinip Brexit ile hüzünleniyoruz. Üstelik oluşan değersiz TL’nin de ihracatımızı alıp götürdüğü yok. Dış talebin hiç de fena seyretmediği 2018 yılında 170 milyar doları bile bulamadık. Buna rağmen düşük büyüme rakamlarının daha da aşağı çakılmasını yine ihracatın engellediğini not etmek gerek.

Olumsuzluğun ikinci sebebinin olarak, Türkiye’de kredi büyümesinin tamamen dış tasarruflara bağlı olması. İçerideki tutarsızlıklardan ya da dış faktörlerden dolayı dışarıdan para girişlerinde problem yaşadığımızda, kredilere dayalı özel sektör yatırımları ve hanehalkı tüketimi durma noktasına geliyor.
Son büyüme rakamlarının hatırlattığı bir başka problem de bu. Uzunca bir dönemdir hanehalkı ve özel sektörün borçlanması maliyetiyle büyüyoruz.

Türkiye’nin yüksek enflasyon ile yaşadığını belirtmek isterim ve bu ülke tek haneli yıllık enflasyonlara alışmıştı.Yaşadığımız kur şoku ile beraber enflasyon Türkiye’nin kabul edilebilir standartlarının çok üzerine çıktı. Sokaktaki enflasyonun çok daha yukarıda olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ekonomik aktivitenin iki veriden takip edildiğini ve bunlardan birisinin GSYH olduğunu söyleyebilirim, biz son çeyrekte yüzde 3 daraldık. Çeyreklik bazda bakıldığında Türkiye’nin GSYH’sı, son çeyrekte üçüncü çeyreğe göre geriledi. Üçüncü çeyrekte de ikinci çeyreğe göre gerilemişti. Yani iki çeyrektir Türkiye ekonomisi GSYH’ye göre küçülüyor.

Kitap derki iki çeyrek üst üste daralma varsa bunun adı resesyon. Hem ekonomik küçülme hem de yüksek enflasyon varsa bunun adı slumpflasyon. Eğer ekonomi yatay seyrediyor olsaydı, yani ne büyüyor ne de küçülüyor olsaydı buna stagnasyon, ekonomik durgunken yani büyüme ve küçülme olmazken bir de enflasyon varsa buna da stagflasyon deniyor. Bizde ekonomi küçüldüğü için bunun adı slumpflasyon.
Bu yaşanan slumpflasyondur.

Artık bunu tartışmaya gerek yok.Ekonomide daralmanın devam edip etmeyeceği konusunda ise, bu konuda bakmamız gereken bir tane veri var. O da imalat endeksi (PMI). Bu endeks bütün önemli ülkeler için hesaplanır. Türkiye için de hesaplanıyor.
Bu endekste 50’nin üzeri büyüme kabul ediliyor, 50’nin altı ise küçülme.

Son açıklanan GSYH’nın üzerinden ocak ve şubat ayları geçti. Türkiye bu aylarda ne yaptı? Orada endeks şubat ayında da 50’nin altında. Yani Türkiye ocak ve şubatta da daraldı.
Türkiye 2019’un ilk çeyreğinde de daralıyor olacak.
Açıklanan büyüme rakamları ekonomide yeni bir durumu da gözler önüne serdi ve sonuç itibariyle gelinen noktada
Türkiye 2018 yılının son çeyreğindeki ortalama yüzde 22,4 enflasyon ve yüzde 3 daralmayla birlikte slumpflasyona girmiştir. Nevzat Küçükdöğerli Mali Müşavir&Ekonomist

No Images found.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir