YENİ VERGİLER Mİ GELİYOR?

NEVZAT KÜÇÜKDÖĞERLİ MALİ MÜŞAVİR &EKONOMİST/FETHİYE

Hükümetin aynen 5 Nisan 1994 yılında çıkartılan ve 5 Nisan Kararları olarak bilinen önlemler gibi, (Ekonomik denge vergisi, Net-aktif vergi,Ek gayrimenkul vergisi, Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi ) gibi 1 defalık ek vergiler ihdas edebileceğini de şimdiden müjdeleyeyim!

Ülkemiz, Dünyada en çok ve kısa aralıklarla seçim yapan ülke rekoruna doğru hızla yol alırken; toplumun büyük bir kısmının en önemli gündem maddesi; Ekonomi yani geçim. İşadamı, banka kredi borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünür, dövizle borcu olanlar kurları anlık takip ederken işlerine zaman ayıramaz, çalışanlar işsizlik korkusu içinde, işsizler iş bulamamanın verdiği derin psikolojik çöküntü içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.
Türkiye’yi ilk üç aylık veriler çerçevesinde değerlendirdiğimizde; döviz kurlarının ve faizlerin yine yukarı yönlü olduğu, 3 aydaki bütçe açığının Merkez Bankası’nın temettü gelirleri kullanılmış olmasına rağmen 36.2 milyara ulaşmış, ilk 3 ayda vergi tahsilat hedefi geçen yılın ilk 3 ayına göre 23.3 milyar TL az gerçekleşmiştir. Özellikle ülkedeki ekonomik hareketliliğin bir ölçüsü olan dahilde alınan KDV’de geçen yılın mart ayına göre, bu yılın mart ayında vergi tahsilatının yüzde 51.1 oranında eksik gerçekleştiği dikkate alındığında; çok ciddi problemlerimizin olduğu muhakkak.
Son 3 yılda yapılan seçimlerin etkisi ile çıkartılan 2 adet vergi affına ilişkin düzenlemeler içeren yapılandırma kanunlarına rağmen vergi gelirleri harcamalara yetmemekte, bütçe açığı sürekli yükselmektedir. 2019 yılı sonu itibarıyla hedeflenen bütçe açığının 80.616 milyon TL olarak gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir. Benim öngörüm; İstanbul seçimlerinin de yenileneceğini dikkate alarak, yıl sonunda bütçe açığının 160 milyar TL olacağıdır.
AÇIK İÇİN EK VERGİ İLAÇ OLUR MU,  Geçen hafta içinde, hem cep telefonlarının ÖTV’si, hem de tütün mamullerinin ÖTV’sinde ciddi artışlara gidildi. Bütçe açığı hep dolaylı vergilerle karşılanmaya çalışılıyor. Dolaylı vergiler ile ilgili olarak vergilendirme sınırının çoktan aşıldığını düşünen biri olarak, bu bütçe açıklarının artık bu yöntemlerle kapatılması mümkün değildir. Hükümetin İstanbul seçimlerinden sonra, yeni bir yapılandırma ve matrah artırımını içeren af yasası çıkartması kuvvetle muhtemeldir. Bu düzenleme ile beraber hükümetin aynen 5 Nisan 1994 yılında çıkartılan ve 5 Nisan Kararları olarak bilinen önlemler gibi, 1 defalık ek vergiler ihdas edebileceğini de şimdiden müjdeleyelim! Şimdi biraz hafızamızı tazeleyelim. Tansu Çiller hükümeti döneminde, hangi tür ek vergiler konulmuştu?
1- Ekonomik denge vergisi.
2- Net-aktif vergi.
3- Ek gayrimenkul vergisi.
4- Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi.
VERGİ ARTIŞI VE BORÇLANMA NEREYE KADAR,  Seçimlerin etkisi ile sürekli artan harcamalara, devlette yok edilen tasarruf anlayışı da eklenince; yüksek bütçe açıkları kaçınılmaz bir şekilde yine vatandaşa finanse ettiriliyor. Bugünkü mevcut durumumuzu aşağıdaki fıkra ile size özetleyip, yazımı bitirmek istiyorum.
Padişahın birisi vergileri arttırmış. Sonra vezirini halkın arasına göndererek bak bakalım halk ne yapıyor demiş. Vezir gitmiş, gelmiş, Söylenmeye başladılar sultanım demiş. İyi, iyi demiş padişah, arttırın vergileri diye de emir vermiş. Bir süre sonra vezire, Git bak bakalım, halk ne yapıyor demiş. Vezir bakmış, Çok kızmışlar sultanım, bağırıyorlar demiş. Padişah, yine arttırın vergileri diye emrini yenilemiş. Ardından, yine vezirine halkı kontrol etme emri vermiş. Vezir korkuyla sultana, Sultanım, halk öfkeyle sokaklara döküldü. Kavga, dövüş var demiş. Sultan gülümsemiş. Arttırın vergileri demiş. Vezir yine sokaklara halkın arasına inmiş. Saraya dönünce gülümseyerek, Padişahım, halk katıla katıla gülmeye başladı deyince, Padişah, Tamam yeter, başka vergi yok, bu iyiye işaret değil demiş.

NEVZAT KÜÇÜKDÖĞERLİ MALİ MÜŞAVİR &EKONOMİST/FETHİYE

No Images found.

Ülkeye Gelecek Turistler Düşük Enflasyonu Yükseltecektir.

NEVZAT KÜÇÜKDÖĞERLİ MALİ MÜŞAVİR&EKONOMİST/FETHİYE

No Images found.

Ülkeye Gelecek Turistler Düşük Enflasyonu Yükseltecektir.
Türk Ekonomisinin yapısal bozukluğu, cari açık vermeden üretim çarklarını çevirememesidir. Biliyorsunuz ben, bu bozukluğa “dış-borçkoliklik” diye uyarıcı bir sıfat taktım. Dış-borç-koliklik, aynen alkoliklik gibidir. Nasıl alkol, başlangıçta, içildiği sırada insana zevk veren ve lakin bağımlılık haline gelince bünyeyi hasta eden bir illetse, dış-borçkoliklik de bir ülkenin halkına önce zevk, sonra ıstırap veren bir alışkanlıktır. Yine nasıl alkol bağımlılığından kurulmak için kişi içkiyi bırakınca bunalıma girerse, dış-borç-koliklikten kurtulmak isteyen bir ülkenin ekonomisi de, cari açığı kapanırken (ister iradi ister gayri iradi olsun) krize girer. Not: Ekonomide kriz, milli gelirin düşmesi ve işsizliğin yükselmesidir.
ENFLASYON VE DEVALÜASYON;
Türkiye’de bugün yaşanan enflasyonun esas sebebi, devalüasyondur. Devalüasyonun yani Türk Lirası’nın (TL) kısa sürede, önemli oranda değer kaybetmesinin nedeni de dış-borç-kolik olmasıdır. Dış-borçkolik olmasının sebebi ise cari açığı dövizli dış borçla finanse ederek TL’nin fiyatını zorla yüksek tutmamızdır. Bu tutku, TL’nin revalüe olmasıdır. Cari açığa rağmen revalüe olan para birimi, devalüe olmaya mahkumdur. Olaylar da aynen böyle cereyan etmiştir. TL’yi zorla değerli tutacağız derken onu o kadar değersizleştirdik ki; denge ancak paradan 6 sıfır atılarak sağlandı. Kıssadan hisse: Bir ulusal parayı kalıcı olarak değerli tutan tek şey “cari fazla” veren bir ekonomiye sahip olmaktır. Sakın ABD ile bizi kıyaslamayın. Onların ABD Doları gibi ihraç malı var. Yabancı paralı borçları da sıfırdır.
TURİZM GELİRLERİ VE ENFLASYON YÜKSELMESİ;
Geldik ekonominin bir garip cilvesine. Türkiye’de enflasyonun kalıcı olarak düşmesi için cari açığın sıfırlanması gerekir. Cari açığı sıfırlamak yani cari işlemlerden doğan döviz talebi ile arzını eşitlemek için turizm gelirlerini artırmak ilaç gibi gelir. Yani ne kadar çok turist gelirse, devalüasyonu ve dolayısıyla enflasyonu frenlemek o kadar kolay olur.
AMMMA! Bu, orta vadede gözlemlenecek bir olgudur. Kısa vadede bunun tersi doğrudur. Turistler ülkemizde mal veya hizmet satın alırken, TL ile söylenen fiyatı kafasında dolara çevirir. Bugünkü kurdan dolar bozdurana ülkemiz bir ”ucuzluk cennetidir.” Turiste mal veya hizmet satan esnaf, turistin satın alma gücüne göre fiyata TL cinsinden zam yapar. Bu zam, turiste vız gelir tırıs gider. Çünkü elindeki dövizin TL karşılığı yüksektir ve yükselmeye devam etmektedir. Bu yüzden turistin bol olduğu yörelerden başlamak üzere ülkenin hemen her yerinde tüketim mal ve hizmetlerinin fiyatları artmaya başlamıştır. Turistler geldikçe daha da artacaktır. Bu da ölçülen enflasyon yüksek çıkacak demektir.
Merkez Bankası neylesin?
NEVZAT KÜÇÜKDÖĞERLİ MALİ MÜŞAVİR&EKONOMİST/FETHİYE

Mücbir Sebeple Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Halinde Uygulama Nasıl Olacak 

Nevzat Küçükdöğerli Mali Müşavir&Ekonomist

Mücbir Sebeple Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Halinde Uygulama Nasıl Olacak           Uygulamada vergi incelemesine yetkili olanlarca defter ve belgeler istenildiğinde mükellefler defter ve belgeleri ya mücbir sebeplerle ya da mücbir sebep hali olmaksızın bulamadıkları gerekçesi ile incelemeye ibraz edemeyebiliyorlar.

Bu halde de, vergi incelemesine yetkili olanlar mükelleflerin bütün KDV indirimlerini reddediyor, üç kat vergi ziyaı cezası kesiyor, gecikme faizi/zammı hesaplayabiliyor ve üstüne bir de hapis cezası istiyor.

Örneğin, 1.000.000 TL KDV  indiriminden yararlanan bir mükellef, hem 1.000.000 TL vergi aslını, hem 3.000.000 TL vergi ziyaı cezasını hem de gecikme faizi ya da zammını ödemek zorunda kalabiliyor. Gecikme faizi/zammı süreye bağlı olarak değişmekle birlikte dört ya da beş yıl öncesine ait bir işlem ise  1.000.000 TL’de buradan gelebiliyor. Bu halde, 1.000.000 TL KDV indirimi karşılığında toplamda 5.000.000 TL gibi bir yaptırımla karşı karşıya kalınabiliyor.

Danıştay’ın defter ve belgelerin ibraz edilememesi halinde uygulanan cezalara ilişkin olarak mükellefler lehine veya aleyhine verilmiş birçok kararı bulunmakta. İşte bu nedenle Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu konuyu görüştü ve çoğunlukla mükellefler lehine sayılabilecek şekilde bu kararlar birleştirildi. Karar henüz yayımlanmamış olup yazım aşamasındadır. Şimdi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararının neler söylediğini ele alalım.

MÜCBİR SEBEPLE DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ EDİLMEMESİ HALİNDE UYGULAMA NASIL OLACAKTIR 

Mücbir sebep VUK’un 13. Maddesinde düzenlenmiştir. Aşağıdaki haller kanunda mücbir sebep olarak sayılmıştır.

– Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık, ve tutukluluk;

– Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

– Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler,

– Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikaların elinden çıkmış bulunması;

gibi haller mücbir sebep olarak sayılmıştır.

Özellikle son sırada saydığımız sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısı ile defter ve vesikaların elden çıkmış olması durumu tartışmalar doğurmaktadır ve yargı kararları ile hangi hallerin mücbir sebep sayılabileceği şekillenmektedir.

Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2017/428 Esas ve 2017/636 Karar numaralı Kararında vurgulandığı gibi, mücbir sebebin varlığı halinde, davacıdan defter ve belgelerini ibraz ederek alış belgelerini defterlerine kaydettiğini belgelemesi beklenemeyeceği gibi KDV indirimleri kabul edilmeyen davacının, indirim uygulama koşullarından ikincisi olan, indirim konusu yapılan vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olmasını kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamalıdır.

Buna göre anlatılmak istenilen, mücbir sebebin varlığı halinde, defter ve vesikaların inceleme yapmaya yetili elemanlara kanuni süre içinde ibraz edilememesi halinde vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı yapılamayacaktır.  İşte, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulun da kabul edilen, ancak yazım aşamasında olan kararda bu söylemektedir.

MÜCBİR SEBEP OLMAKSIZIN DEFTER VE BELGELERİN İBRAZ EDİLMEMESİ HALİNDE UYGULAMA NASIL OLACAKTIR 

Vergi Mahkemeleri ve Danıştayın çeşitli kararlarında, defter ve belgelerin inceleme sırasında vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara mücbir sebep hali olmaksızın ibraz edilememesi halinde bu defter ve belgelerin vergi mahkemelerine ibraz edilebileceğine ya da aksi yönde kararlara rastlanmakta idi.

Danıştay İçtihadları Birleştirme Kurulu, Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2017 gün ve E:2017/627, K:2017/623 sayılı Kararını esas alarak kararını vermiştir. Buna göre Dava Daireleri Kararında, vergi mahkemesince, davacının, dava dilekçesinde ibraz edebileceğini belirttiği defter ve belgeleri istenerek, ibraz edilecek belgelerden vergi idaresi de haberdar edilerek, vergilendirmenin konusunu oluşturan KDV indiriminin dayandığı faturalarda bu verginin ayrıca gösterilip gösterilmediği, belgelerin yasal defterlere usulüne göre kaydedilip edilmediği ve temsil ettiği hukuki muamelenin gerçek olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapmak suretiyle karar verilmesi gerektiği yönündeki kararı esas alınmıştır.

Danıştay İçtihadları Birleştirme Kurulu Kararının yayımlanması sonrasında defter ve belgelerini vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz edemeyenlerin vergi mahkemelerine bunları ibraz etmesi mümkün olabilecektir.

Danıştay İçtihadları Birleştirme Kurulu Kararı yayımlandığında ayrıntılar da tam olarak netleşecektir. Defter ve belgelerin ibraz edilememesi sonucu kesilen cezalar yazımızın başında da değindiğimiz üzere çok ağırdır ve İçtihadı Birleştirme Kurulundan bu yönde çıkan karar çok önemlidir. Bu kararın yayımlanmasını müteakip vergi indiriminin reddi uygulaması değişecektir.

Danıştay İçtihadları Birleştirme Kurulu Kararı sonrası doğal olarak, konunun VUK 359’a göre hapis cezası boyutundaki uygulama da yeni duruma göre şekillenecektir.  Daha önceki yazılarımda da vurguladığım üzere VUK 359 sil baştan değişmelidir ve çifte ceza konusu bu değişimde dikkate alınmalıdır.

Nevzat Küçükdöğerli Mali Müşavir&Ekonomist

No Images found.

ÖDENMEYEN KİRA STOPAJLARINDAN MÜLK SAHİPLERİNİN SORUMLULUKLARI

NEVZAT KÜÇÜKDÖĞERLİ MALİ MÜŞAVİR&EKONOMİST

ÖDENMEYEN KİRA STOPAJLARINDAN MÜLK SAHİPLERİNİN SORUMLULUKLARI

Bilindiği gibi, kiracılar tarafından mülk sahibi adına muhtasar beyanname ile kira stopajı beyan edilmektedir.
Sonuçta muhtasar beyanname ile vergi dairesine beyan edilen kira stopajlarının kiracılarca ödenmesi zorunludur. Ödenmeyen kira stopajları için vergi dairesi GVK md. 94 hükmüne göre ödeme emri tebliğ eder. Burada mülk sahibinin ödenmeyen kira stopajlarından dolayı sorumluluğu söz konusu değildir.

Uygulamada mülk sahipleri tarafından ödenmeyen kira stopajları hakkında kendilerinin sorumlu olup olmayacağı noktasında tereddütler oluşmaktadır. Oysa ki, GVK md. 94 hükmü gereği gerçek usulde vergi mükellefi olan kimselerin mülk sahiplerine ödedikleri kiralar ile ilgili %20 vergi stopajı yapıp, vergi dairesine muhtasar beyanname ile aylık veya 3 ‘er aylık dönemlerde beyan edilmesi gerekecektir. Muhtasar beyanname üzerine tahakkuk ettirilen vergilerinde aynı süre içerisinde ödemesi gerekir. Aksi takdirde, daha sonra gecikme zammı olarak bu stopajlar vergi dairesince tahsil edilecektir.
Burada da yine ödenmeyen veya ödenemeyen muhtasar stopajlarından dolayı mülk sahibi hiçbir şekilde sorumlu olmaz.

Vergi uygulamasında sorumluluk uygulamasının bulunulduğu alanlar ilgili yasalarda belirtilmiştir.
Örneğin; 213 sayılı VUK md. 11 hükmünde kimlerin ve hangi ödemelerden sorumlu olacağına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Diğer taraftan 6183 sayılı kanunun md. 35 ve mük. md. 35 hükümlerinde kanuni temsilcilerinin sorumluluğu açıkça düzenlenmiştir.
Sonuç itibariyle, GVK md. 94 ve md. 98 hükümlerine göre kira stopaj ödemeleri ile ilgili vergi dairesine yatırılmayan stopajlardan dolayı işyeri mülk sahiplerinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Öte yandan, söz konusu madde de yaptıkları ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu nedenle, basit usule tabi ticaret erbabının satın aldığı zirai ürün bedelleri üzerinden stopaj yapması söz konusu değildir. Konuya ilişkin olarak yayımlanan 215 Seri No.lu GVKGT düzenlemesi de bu doğrultudadır. Aynı şekilde, bir iş yerinde basit usule tabi olarak ticari faaliyet sürdüren basit usulde ki mükellefin muhtasar beyanname vermesi söz konusu değildir. Bu nedenle, kiracısı basit usulde mükellef olan iş yeri sahipleri, elde ettikleri kira gelirlerini ertesi yıl Mart ayında yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edeceklerdir.                Mali Müşavir&Ekonomist Nevzat Küçükdöğerli

Erken Emeklilikte Acele Edin, Fırsat Kaçıyor

Mali Müşavir&Ekonomist Nevzat Küçükdöğerli

Erken Emeklilikte Acele Edin, Fırsat Kaçıyor

Emeklilik, kadın-erkek herkesin en büyük arzusu ve beklentisidir. İleri yaşlarda çalışamaz duruma gelindiğinde hiç kimseye muhtaç olmadan, el açmadan asgari düzeyde de olsa belirli bir gelire sahip olmak insan onuru açısından hayati öneme sahiptir… Emeklilikte çok erken yaşlarda planlama yapmak ileride telafisi mümkün olmayan pişmanlıkların bertaraf edilmesi açısından ehemmiyet arz etmektedir.                               Bu anlamda anne-babaların evlatlarına bırakacağı belki de en kalıcı miras iyi bir  emeklilik planlamasıdır. Ancak burada emeklilik planlaması yaptırılacak uzman çok önemlidir. Keza ülkemizde sahte uzman bolluğu bulunmaktadır! İsteyen anında bakkaldan ekmek-süt alır gibi sosyal güvenlik uzmanı(!) bulmaktadır.  Maalesef piyasa; uzman kisvesi adı altında internette boy gösteren, vatandaşı yanlış yönlendiren şarlatanlarla dolu bulunmaktadır. Özelikle gurbetçiler en mağdur kesimi oluşturmaktadır. Bu nedenle sahte uzmanlara dikkat etmek gerekmektedir! Bence tanıdığınız güvendiğiniz bilgili bir Mali Müşavire danışmanızı tavsiye ederim.

Erken emeklilikte belirleyici hususlar

Emeklilik için genel olarak 3 şart gerekmektedir. İlki ve en önemlisi yaş, ikincisi prim ödeme gün sayısı ve sonuncusu ise  belirli bir süre sigortalı olma şartıdır.

Erken emeklilikte en belirleyici temel unsur ilk sigortalı olarak işe başlama tarihiniz ve çalışmalarınızın ne kadar eski tarihli olduğu noktasında toplanmaktadır.

Örneğin 30.03.1984 günü sadece 1 gün ödenmiş SSK primi olan bir kadın 40 yaşında 5000 gün primle erken emekli olma avantajına sahip olmaktadır.

Diğer belirleyici bir unsur ise SSK’dan erken emekliliğin daha az prim gerektirmesi nedeniyle Bağ-Kur ve Emekli Sandığına göre daha avantajlı olmasıdır.

65 yaş emekliliğinden kurtulabilirsiniz

50’li yaşlarda emekli olacak birçok kişi bugünlerde çok geç emekli olacağım diye düşünmektedir. Oysaki önümüzdeki yıllarda özellikle çocuklarımızın  50’li yaşlarda emekli olması hayal olacak. Zira emeklilik yaşı aşağıda verdiğim tablodan da görüleceği üzere kademeli olarak  peyderpey 65 yaşına kadar çıkmaktadır.

Bu bağlamda 30 Nisan 2018 tarihinden önce 1 gün bile sigortalı çalışması olanlar 65 yaştan etkilenmeyecektir.

Özelikle 08.09.1999 tarihinden itibaren ve 30.04.2008 tarihine kadar sigortalı işe girenlerden kadın için 58, erkek için 60 yaşını doldurmak ve SSK’lılar için 7000 gün (01.05.2008 tarihinden itibaren 7200 gün), Bağ-Kur ve Emekli Sandığı sigortalıları için ise 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla emekli olmak mümkün bulunmaktadır.

30 Nisan 2008 tarihinden sonra işe girenler ise 01.01.2036 tarihine kadar yukarıda belirtilen gerekli primleri ne zaman doldurursa aşağıdaki tabloda belirtilen tarihlere göre emeklilik yaşları belirlenecektir.

4/1-(a) Sigortalıları İçin 7200,

4/1-(b) ve 4/1-(c)Sigortalıları İçin 9000 Prim Gün Sayısı Koşulunun Oluştuğu Tarih

Tahsis Talep Tarihindeki En Az
Yaş Sigortalılık Niteliğine Göre Prim Gün Sayısı
Kadın Erkek 4/1-(a) 4/1-(b) ve 4/1-(c)
01.05.2008 – 31.12.2035 58 60 7200 9000
01.01.2036 31.12.2037 59 61 7200 9000
01.01.2038 – 31.12.2039 60 62 7200 9000
01.01.2040 – 31.12.2041 61 63 7200 9000
01.01.2042 – 31.12.2043 62 64 7200 9000
01.01.2044 – 31.12.2045 63 65 7200 9000
01.01.2046 – 31.12.2047 64 65 7200 9000
01.01.2048 65 65 7200 9000

 

Örneğin; 01.01.2015 tarihinden itibaren SSK’lı çalışan Ayşe, 7200 gün malullük, yaşlılık, ölüm primi bildirilme şartını 31/12/2035 tarihinde tamamladıysa 58 yaşında emekli olacaktır. Ancak Ayşe, gerekli prim gün sayısını 01.01.2048 tarihinde tamamlarsa 65 yaşında yani 7 yıl daha geç emekli olacaktır.

Görüldüğü üzere emeklilik için gerekli olan malullük, yaşlılık, ölüm prim gün sayısını bildirilme şartını erken yerine getirme şartına bağlı olarak 7 yıl daha erken emeklilik avantajı yakalanmaktadır. Çocuğunuz ya da kendiniz çalışmıyorsanız  bu da problem değildir. İsteğe bağlı sigortaya başvurarak kendi primlerinizi yatırabilirsiniz. İşe girdiğinizde bu sigorta otomatik duracaktır. Burada dikkat etmeniz gereken; çalışmalarınızın ağırlıklı olarak SSK kapsamında olmasıdır. Aksi takdirde fazladan 1800 gün prim yatırmak zorunda kalırsınız.

Son söz olarak; anneler, babalar, çocuklarınız 65 yaşında emekli olsun istemiyorsanız şimdiden emeklilik planlaması yapmayı unutmayın!.. saygılarımla, Nevzat Küçükdöğerli Mali Müşavir&Ekonomist